KOCA RAGIP PAŞA KÜTÜPHANESİ
18/1/2008 · Kategori: Tarih
Çizim: Gazi İskender Akdoğu
KOCA RAGIP PAŞA KÜTÜPHANESİ
İstanbul’un Laleli semtinde Beyazıt’tan Aksaray’a inerken İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi karşısında, bugün dükkânlar arasına sıkışmış tonoz kemerli bir kapı gözümüze çarpar. Kapısının üzerinde eski yazıyla celi sülüs biçiminde ‘Fiha Kütübün Kayyime’ (Burada kıymetli kitaplar vardır.) yazılıdır. Bu özgün kütüphane binası 18.yüzyıl Osmanlı mimarisinin tipik örneklerinden Koca Ragıp Paşa Kütüphanesi’dir. 1699’da İstanbul’da doğan Koca Ragıp Paşa Defterhane kâtiplerinden Şevki Mehmet efendi’nin oğludur. Eğitimini bitirince, babası gibi Defterhane’ye kâtip olarak atanmış, daha sonra imparatorluğun önemli merkezlerinde üst düzey bürokrat olarak hizmetler vermiş. Sadaret mektupçuluğundan sadarete, daha sonra Mısır Valiliğine atanmış ve 20 mart 1757’de İstanbul’a çağrılarak padişah III. Osman tarafından Sadrazam yapılmıştır. Son olarak aldığı bu paye ile Sultan III.Osman ve III. Mustafa dönemlerinde altı buçuk yıl kadar sadrazamlık görevini de başarı ile sürdürmüştür. Ragıp Paşa, devlet adamlığının yanı sıra Türkçe, Farsça ve Arapça şiirleri ile de ünlenmiştir. Kendisini tanımlayan tarihçiler onu, konuştuğu dili çok iyi kullanan usta bir şair, otoriter bir kumandan, geleceği gören üstün bir eğitimci ve uzman bir maliyeci olarak tanımlamışlardır. Devlet adamlığının yanında, iyi eğitim ve okumanın önemini de çok iyi bilen Ragıp Paşa, Laleli semtinde yangın geçirmiş bir arazi üzerinde içinde kütüphane, Sıbyan Mektebi, sebil, iki çeşme, türbe, hazire, dükkânlar, mahzenler ve tuvaletlerden oluşan bu külliyeyi inşa ettirmiştir. Kütüphanenin yapımına 10.Ağustos.1761’de başlanmış. Ancak Külliye 2.Mart.1763’de Ragıp Paşa’nın vefatından sonra, daha önceden düzenlenmiş vakfiye koşullarına uygun olarak hizmete açılmıştır. Mimarı Mehmet Tahir Ağa’dır. Kütüphaneye ulaşmak için, caddeye bakan tonoz kemerli dehlizden geçilerek avluya girilir. Birdenbire kendinizi, Laleli’nin o gürültülü ortamından uzakta, 18.yüzyıldan kalma bir Osmanlı yapılar topluluğunun ahenkli güzellikleri içinde bulursunuz. Tonoz kemerli girişin bulunduğu caddeye bakan ilk bina 1954’e kadar Sıbyan Mektebi, daha sonra İl Halk Kütüphanesi’ne bağlı Çocuk Kütüphanesi olarak kullanılmıştır. 1999 depreminden bu yana onarım dolayısı ile kapalıdır. Dikdörtgen planlı mekân bir büyük, yedi küçük tonoz biçimli kubbe ile örtülüdür. Avluya ve caddeye bakan altışar camı ile günün her saati aydınlık olan , 90 kişilik okuma salonu bulunmaktadır. Merdivenlerden inip tekrar avluya çıkarak asıl kütüphane binasına ulaşmak için adımladığımızda sağımızda bir çeşme, solumuzda ise 8. Nisan.1763’de vefat eden Koca Ragıp Paşa ve yakınlarına ait mezarlarla karşılaşırız. Avlunun güneyinde tam karşınızda bodrum katı üzerine inşa edilmiş asıl binaya iki yandan basamaklarla çıkılan küçük bir kubbe ile örtülü revaktan geçilerek girilir. Soldaki Camekânlı bölme, eskiden mescit olarak kullanılan müdür odasıdır. Sağdaki ise öteki görevliler için ayrılmıştır. Mermer söveli ve mermer kemerli asıl giriş kapısı kündekâri bir işçilikle süslüdür. Kütüphane binası kenarları
Gazi İskender AKDOĞU Ocak 2004
Yapı Kredi Kültür Sanat
Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi
Bülteni sayı: 12’de yayınlanmıştır.
Hürriyet, Gösteri, Sanat ve Kültür Dergisi
Sayı:269’da Nisan 2005’de (kısmen)
yayınlanmıştır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır
