ANTİKÇAĞDAN İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİ
14/1/2008 · Kategori: Arkeoloji
Res.: M.Ö. 3. y.y. İskenderiye Kütüphanesi içi O.Von Corven'e göre 1880
ANTİKÇAĞDAN İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİ
Antikçağın en ünlü ve önemli kütüphanesi, Mısır’ın İskenderiye kentindeki İskenderiye ( Museion) Kütüphanesidir. Mısır’a egemen Ptolemaios hanedanlığından Ptolemaios I. Soter tarafından M.Ö. 250 yılında, Atina’daki Aristo Akademisi örnek alınarak kurulan kütüphane, Ptolemaios Philadelphos ve Ptolemaios Euergetes zamanında genişletilmiş, bünyesinde antikçağın en geniş dermesi 700.000 yazma eser toplanmıştı. Brucheion mahallesinde Kral sarayının içinde bulunan Krallık Akademisinin bir bölümünü teşkil eden İskenderiye Kütüphanesi aynı zamanda bir müze okul ve araştırma kurumu niteliğinde idi.
Kütüphane iki tarafı ağaçlıklı yollarla çevrili, bilim adamlarının topluca yemek yedikleri büyük bir salonu bulunan, tanrıça heykelleri ile süslü güzel bir binaydı. Tarihçi Strabon’a göre bina bir eksetra ile bankoları kapsayan bir salondan oluşuyordu. Okuma salonları ile kitap dolaplarının birbirinden ayrı olduğu kesin bilinmektedir. Tonozların çokluğu burada 700.000 kadar yazma eserin muhafaza edildiğini doğrulamaktadır. Müze ve Kütüphane bölümler halinde düzenlenmişti ve her bölümde çalışmalar, görevli uzmanlar, bilim adamları ve yardımcı köleler tarafından yürütülüyordu. Görevlilerin maaşını kral ödüyordu. Oxyrinchus’da yapılan kazılarda çıkan papiruslarda bu yöneticilerin isim listesi bulunmuştur. Kütüphane’nin yöneticileri arasında Demetrios, Zenodothos, Erastosthenes, Aristophanes ve en meşhuru felsefeci ve şair Kallimachos bulunmaktadır. Kallimachos’un zamanında, Kütüphane’nin mevcudu 700.000 ruloyu bulmuş, bunun üzerine bir kısım rulolar İskenderiye’nin batı mahallelerinde bulunan Serapeion (Serapis) tapınağına taşınmıştı. Serapis tapınağında yaklaşık 42.000 rulo bulunuyordu. Kallimachos İskenderiye’deki kütüphanelerde bulunan yazmaların sistematik bir kataloğunu hazırlamıştır. 120 tomardan oluşan ve adına pinakes (Fihrist) denilen bu eserde yazmalar temel konu alanları ve yazar adlarına göre alfabetik düzenlenmiş ve biyografik bilgiler de verilmişti. Eski Yunan Edebiyatı hakkında kütüphaneciler için standart bir başvuru kitabı olan Pinakes Bizans dönemine kadar ulaşmıştır, ancak bu gün kayıptır.
İskenderiye Kütüphanesi’nin önemi sadece bir kütüphane işlevi görmesi değil; zamanında bir çeşit yayınevi görevi görmesiydi. Antikçağın Yunan, Akdeniz, Ortadoğu, İran ve Hint medeniyetleri gibi çok çeşitli dillerden pek çok yazma eserin çeviri ve standart kopyaları burada yapılarak çoğaltılmıştır. Antik yazarlar üzerine bugün batı dünyasının sahip olduğu bilgileri yine bu kütüphanenin yazıcılarına borçluyuz. Hükümdarlar İskenderiye Kütüphanesi’ni geliştirmek için zamanın kültür dünyasının eserlerine orjinal veya kopya olarak ulaşmaya çalışmışlar, gerektiğinde uzaklardan bir yazma eser için çok büyük paralar ödemişlerdi. III. Ptolemaios’lardan Euergetes Atina Devleti’nin malı olan üç orjinal yazmayı ödünç almış, daha sonra bunları geri vermeyerek yerine büyük paralar ödemiştir. Yine Yunan yazarı Galen’e göre (M.Ö. II. yy.) İskenderiye Limanı’na gelen gemiler beyana tabi tutulur ve gemideki kişilerin yanında değerli bir kitap varsa bunun hemen bir kopyası yapılarak kişiye kopyası ile bir miktar para verilir, kitabın orjinali ise kütüphaneye konurdu. İskenderiye Kütüphanesi’nin kitapları M.Ö. 47 yılında Sezar’ın İskenderiye’de bulunduğu bir sırada limanda çıkan bir yangında kül olmuştur. Kitapların limana Sezar tarafından Roma’ya götürülmek üzere toplandığı bir sırada yandığı söylenir. Daha sonra Antonius, yanan kitapların karşılığı olarak Kleopatra’ya Pergamon (Bergama) Kütüphanesi’nde bulunan 200.000 yazma ruloyu vermiştir. İskenderiye Kütüphanesi yeniden kurulduysa da müze ve kütüphane M.S. 3. yy. sonunda Aurelianus döneminde çıkan bir iç savaşta yerle bir olmuştur. Varlığını M.S. 391’e değin sürdüren Serapis Tapınağı’ndaki yazmalarda M.S. 391 yılında Bizans’ın Mısır Valisi Theophilos, İskenderiye’de Mısır’ın eski din mensuplarına ait Osiris tapınağının yeri olan bir arsayı, kilise inşa edilmesi için Hıristiyanlar’a vermiş ve burada yapılacak kilisenin temel kazıları sırasında üzerinde eski dine ait yazılar bulunan bir taş çıkmış. Hıristiyanlar bunu bir alay konusu yapınca bu olay şehirde oldukça kalabalık halde bulunan putperestleri kızdırmış ve sonunda İskenderiye’de dini bir ayaklanma çıkmıştır. İki taraf kanlı bir şekilde çarpışmış, insanlar kitleler halinde kılıçtan geçirilmiş. İskenderiye Kütüphanesi’nin olduğu bölge yerle bir edilmiştir. İmparator I. Theodosius, İskenderiye Valisi Theophilos’a başka büyük şehirlere göre eski dinin İskenderiye’de hala neden bu kadar canlı olarak devam ettiğini sorduğunda, Vali buna sebep olarak İskenderiye Kütüphanesi’nin eski putperestlik kültürünü devam ettiren kitaplarını ileri sürmüş. İmparator, bunun üzerine hepsinin yok edilmesini emretmiştir. İskenderiye Kütüphanesi’ndeki tüm eserler şehrin hamamlarına dağıtılarak yaktırılmış ve tapınak kiliseye dönüştürülmüştür. Sonra da bu olay, kütüphanenin şehrin Müslümanlar tarafından alınmasından kısa bir süre sonra ikinci İslam Halifesi Hz.Ömer’in emriyle Mısır Fatihi Amr İbnül-As tarafından yakılarak yok edildiği şeklinde Müslümanlara mal edilmeye çalışılmışsa da M.S. 639 yılına gelinceye kadar yukarıda bahsettiğimiz yangın, yağma ve istilâlarda zaten antik çağdan kalan çok sayıda yazma yok olmuş, kütüphane binasının bir kısmı yıkılmış bulunmakta idi. Günümüzde ancak temel kalıntıları ulaşabilen İskenderiye Kütüphanesinin yerine 1948 yılında Farabi Kütüphanesi kurulmuş 2002 yılında ise yeni İskenderiye Kütüphanesi hizmete girmiştir. Böylece, insanlık tarihinin düşünsel gelişiminin en büyük bilgi depolarından birinin varoluş ve yok ediliş öyküsünü okuduk. Bir tarafta okuyan, okuduklarını başkalarının yararına sunmaya çalışan insanlar, bir tarafta ise okutmamak, varolanı yok etmek için uğraşanlar. Günümüze baktığımızda aradan binlerce yıl geçse de zaman, mekan ve kişiler değişse de, insanlığın bu mücadelesinin aynen sürdüğü görülmektedir. Sizce de öyle değil mi?
Gazi İskender AKDOĞU Nisan 2002
Yapı Kredi Kültür Sanat
Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi
Bülteni sayı: 5’de yayınlanmıştır.
Akşam Gazetesi Kitap Dergisi sayı: 101'de
11.Nisan.2004'de yayınlanmıştır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!Arkadaşına Gönder!
1 yorum yazılmıştır
Yazan:alibektas55 | Tarih: 15/1/2008Konu: Yerinde bir tesbit
Öncelikle yazınız için sizi tebrik ederim.
Bazı İslam düşmanlarınca, yanlı bir tutum izleyerek İskenderiye Kütüphanesi'nde bulunan yazmaların yok edilmesi haksız bir şekilde Müslümanlara mal edilmiştir.
Yazınızda da belirttiğiniz gibi bu muhteşem kütüphanede bulunan yazmalar burayı ele geçiren hıristiyanlar, Pagan kültürüne ait oldukları gerekçesiyle tüm yazmaları yok etmişlerdir.
Saygılarımla.
Düzenleyen alibektas55 gün: 16/1/2008 saat: 20:20
Bağlantı » »
