NURUOSMANİYE KÜTÜPHANESİ
28/1/2008 · Kategori: Tarih
Çizim: Gazi İskender AKDOĞU 2004
NURUOSMANİYE KÜTÜPHANESİ
İstanbul’un Nuruosmaniye semtinde, semte adını veren Nuruosmaniye Cami Külliyesi içerisinde 18 yy. Osmanlı Barok tarzında inşa edilmiş bir kütüphane vardır. Bu bina bu gün halâ dermesindeki nadir yazmaları ile araştırmacılara hizmet veren Nuruosmaniye Kütüphanesidir. Sizlere bu yazımda Nuruosmaniye Kütüphanesini tanıtacağım. Nuruosmaniye Cami ve külliyesinin yapımına padişah I. Mahmud (1748) zamanında başlanmış III. Osman ( 1755 ) zamanında bitirilmiştir. Mimarı Mustafa Ağa ve yardımcısı Simon Kalfa’dır. Nuruosmaniye külliyesi yapılar topluluğu; iki kapılı geniş bir dış avlu ile çevrili, cami, türbeler, medrese, kütüphane binası, imarethane, çeşmeler ve sebilden oluşur. Ayrıca külliyenin dış avlusunun sokağa bakan eğimli kuzey ve batı duvarları boyunca dükkânlar oluşturularak külliyeye sürekli bir gelir temin edilmiştir. Kütüphane binası külliye ile birlikte 1755’te hizmete açılmıştır. Müstakil kütüphane binası caminin iç avlusunda, iki katlı bir yapıdır. 17-18 yy. Osmanlı kütüphanelerinin çoğunda gördüğümüz gibi burada da kitapların rutubetten korunması amacı ile bina neme karşı bodrum üzerine inşa edilmiştir. Üst katı okuma salonu ve depo şeklinde yapılmıştır. Kütüphanenin iki kapısından biri ‘Hümayun kapısıdır’ . Bu kapının üzerinde ‘beşikten mezara kadar ilim talep ediniz’ anlamında arapça bir kitabe yer almaktadır. Otuz pencere ile aydınlanan, on dört zarif sütunlu okuma salonu bir ana kubbe ve birçok küçük kubbeden meydana gelir. Tek kubbeli deposundaki bölmeli ve duvarlardaki gömme dolaplar, kuruluştan bu yana kullanılmaktadır. Kütüphanenin oluşturulması ve işletilmesinde, I. Mahmud’un kurduğu Ayasofya ve Fatih Kütüphaneleri örnek alınmıştır. 5031 cilt kitabı olan kütüphaneye açıldığında 1 Nazır-ı kütüphane (Müdür), 6 Hafız-ı kütüb ( Kütüphaneci ), 6 Mustahfız ( Güvenlik ), 3 Bevvab (Hizmetli), 1 Mücellit-Müzehhip ( Ciltçi ) ve 1 Ferraş ( Temizlikçi ) olmak üzere toplam 18 görevli atanmıştı. Kütüphanede 1776, 1796, 1845, 1864, 1881 ve 1907’de sayımlar yapılmıştır. Bu sayımlarda hazırlanan kataloglar Nuruosmaniye Kütüphanesi’nde; III. Osman adına düzenlenen vakfiye ise Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndedir. Nuruosmaniye Kütüphanesinde eski kitaplar üç bölümde toplanmıştır. Birinci bölüm ( Nuruosmaniye Bölümü ) I. Mahmud ile II.Osman’ın 4955 ciltlik kitap koleksiyonundan oluşur. İkinci bölüm ( Bayrampaşa Bölümü ) Bayrampaşa’nın (Ö. 1638) vakfı olup 80 kitap içerir ( 79 Yazma, 1 basma kitap), Üçüncü Bölüm ‘Müteferrik’ ( 93 adet çeşitli yazma ) ise değişik kimselerin bağışladığı yapıtlardan oluşur. Bunlardan başka bir kısım yeni yayınlarda mevcuttur. Günümüzde Süleymaniye Kütüphanesi’ne bağlı olarak hizmet veren kütüphanede biri yönetici olmak üzere 3 personel görev yapmaktadır. Kütüphanede koleksiyon olarak 5052 yazma, 2300 basma ve bir kısım yeni yayınlar bulunmaktadır. Binanın yapısal özelliği gereği, genişlemenin olanaksızlığından, yeni gelen eserlerin devri yoluna gidilmiştir. Günümüzde bir yazma kütüphanesi olarak araştırmacılara hizmete devam etmektedir. Mikrofilm, Fotoğraf vb. hizmetler Süleymaniye Kütüphane Müdürlüğü’nce karşılamakta, yine bu merkezde bulunan bilgisayara yüklü Nuruosmaniye Koleksiyonu ile ilgili bibliyografik danışma hizmeti verilmektedir. Pazar ve Pazartesi kapalı olan kütüphane, haftanın diğer günleri resmi çalışma saatlerinde açıktır. Başvurular doğrudan Nuruosmaniye Kütüphanesi’ne yapıldığı gibi, bazı hallerde Süleymaniye Kütüphanesi Müdürlüğü’ne de yapılabilmektedir. Katalog olarak yazar ve eser adına göre alfabetik ve Dewey Onlu Tasnif Sistemi ile hazırlanmış konu kataloglarının fişlerinden yararlanmak mümkündür.
Gazi İskender AKDOĞU Temmuz 2004
Yapı Kredi Kültür Sanat
Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi
Bülteni sayı:14’de yayınlanmıştır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
MURAD MOLLA KÜTÜPHANESİ
28/1/2008 · Kategori: Tarih
Çizim: Gazi İskendet AKDOĞU 2004
MURAD MOLLA KÜTÜPHANESİ
İstanbul’un Fatih ilçesinde, Çarşamba semtinden Darüşşafaka Caddesini takip ederek, Fethiye Caddesine sapıldığı zaman 18.yy.da inşa edildiği halde Türk-İslâm mimarisinin en erken örneklerinin bir devamı olan ilginç yapısı ile bu gün halâ okuyucularına hizmet veren Murad Molla kütüphanesi ile karşılaşırız. Sizlere bu yazımda Murad Molla Kütüphanesi’ni tanıtacağım. Murad Molla lâkaplı Rumeli Kazaskeri Damadzade Mehmed Murad Efendi (d.1717-ö.1778) Damadzade Feyzullah Efendi’nin oğludur. Tevkii Cafer mahallesinde iki set üzerinde aldığı arsada küçük bir tekke (1769M / 1183H.) ve kütüphane (1775M / 1189H.) inşa ettirmişti. Bu yapılardan Murad Molla Kütüphanesi günümüze kadar özgün tasarımını koruyabilmesine karşın tekke II. Abdülhamid tarafından 1890M. / 1308H. yenilenmiştir. Murad Molla kütüphanesini araştırdığımda dikkatimi çeken en ilginç noktalardan biri, binanın inşa edildiği dönemin Osmanlı mimarisinde tamamen barok üslûbun egemen olduğu I.Abdülhamid (1774-1789) dönemi olmasına karşın; yapının tamamen Türk-İslâm mimarisinin en erken örneklerini oluşturan (9.yy.ilk yarısı-11.yy’ın ortaları) Karahanlı camilerinde başlayarak daha sonra Anadolu’da 15’yy. ortalarından itibaren Osmanlı cami tasarımında geliştirilen, bir merkezi ve dört yarım kubbeli şemayı yansıtmasıdır. Aynı tasarım 1762M./1176H. inşa edilen Ragıp Paşa Kütüphanesi’nde de görülür. 12x12 boyutlarında bir alanı kaplayan yapının duvarları tuğla ve moloz taş sıraları ile düzensiz bir şekilde örülmüş, köşeler kesme küfeki taşından pilastrlar ile takviye edilmiştir. Binada, kapı kısmı hariç her cephede dört altta ve dört üstte olmak üzere sekiz pencere vardır. Binaya güney cephesinin ekseninde yer alan basit kemerli, yanlardan mermer pilastrlarla kuşatılmış ve iki adet ince mermer sütuna oturan, kurşun kaplı ahşap bir sundurma altından girilir. Kapının üzerinde yer alan, metni şair Fitnat Zübeyde hanım’a ait ta’lik hatlı manzum kitabe kütüphanenin inşa tarihini (1189H./1775M. )verir. Kare plânlı mekânın ortasında, dört adet sütuna oturan kemerlerin üzerinde pandantifli bir kubbe yükselmekte, dikdörtgen plânlı birer aynalı tonoz bunu dört yönden kuşatmakta, köşelerde kalan kare plânlı alanların üzerinde de birer ufak kubbe yer almaktadır. Bina üzeri tonoz ile örtülü bir Bizans binasının zemin katı üzerine yapılmıştır. Bodruma sekiz basamakla inilir. Burada eski tonozların, doğu ve batı duvarlarından mahzenin ortasına doğru uzunlukları
Gazi İskender AKDOĞU
İstanbul - Ağustos 2004
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
KÖPRÜLÜ KÜTÜPHANESİ
21/1/2008 · Kategori: Tarih
Çizim: Gazi İskender Akdoğu 2003
KÖPRÜLÜ KÜTÜPHANESİ
İstanbul’un Çemberlitaş semtinde Divanyolu üzerinde Köprülü Külliyesi diye adlandırılan yapılar topluluğundan, bugün bir sokakla ayrılmış bahçe içinde büyük bir odadan ibaret bir bina vardır. Bu bina Osmanlı mimarisinin tipik örneklerinden ve İstanbul’un ilk bağımsız, özgün kütüphane binası olan Köprülü Kütüphanesidir. Sizlere bu yazımda Köprülü Kütüphanesi’ni tanıtacağım. Köprülü Kütüphanesi; Köprülü ailesine ait geniş bir arazi üzerine kurulmuş bulunan Köprülü Külliyesi içerisine 1661 yılında vakıf kitaplık olarak Köprülü Fazıl Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. 3 kütüphaneci, 1 ciltçi ve 1 kapıcı kadrosu ile hizmete açılan kütüphanenin işlevindeki ilginç noktalar, personeline yüksek ücret ödemesi, çalışma günlerinin arttırılması, evlere ve taşraya üç aydan, altı aya kadar ilk defa bu kütüphaneden, ödünç vermenin başlatılmış olmasıdır. Bu uygulamalar, daha sonra kurulan diğer kütüphanelere de örnek teşkil etmiş olması açısından önemlidir. Önceleri Köprülü Külliyesi içinde yer alan kütüphane binası ile Köprülü Külliyesi arasından bugün Boyacı Ahmet Sokağı geçmiş olup günümüzde kütüphanenin üç tarafı yol ile çevrilidir. Bahçe içinde büyük bir odadan ibaret kütüphane binası taş ve tuğla malzeme ile inşa edilmiştir. Bina kare plânlı tek hacimli bir yapı olup köşelerdeki Türk üçgenleri üstünde yükselen sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür. Kütüphanenin batı cephesini dört sütuna oturan yan yana üç küçük kubbe ile ortadaki kubbenin önünde yer alan iki sütunlu dördüncü bir kubbeden oluşan T plânlı bir giriş revakı kaplar. 4 basamaklı giriş revakından sonra içten ve dıştan basık kemerli olarak düzenlenen giriş kapısından kütüphane mekânına girilir. Yapı yanlarda altta birer, üstte ikişer, girişin karşısında ise altlı üstlü üçer pencere ile aydınlatılmıştır. Pencereler tuğladan sivri boşaltma kemeri altında dikdörtgen açıklıklı olup dıştan küfeki taşı sövelidir. İçte yalnızca alt pencereler mermer söveli olarak düzenlenmiştir. Yapıda kubbe ortasında, kubbe eteğinde ve içte kapı üzerinde bugün halen duran çok güzel kalem işi süslemeler vardır. Kütüphanede 1872 ve 1911 yıllarında bazı tamirler yapılmıştır.1911 tarihinde Evkaf Nazırı Hayri Efendi zamanında başlatılan tamiratta, binaya elektriğin getirilmesi, kitap dolaplarının yapılması, minder ve rahlelerin kaldırılarak yerlerine masa ve sandalyelerin konulması sağlanmıştır. Köprülü Kütüphanesi, aileden yapılan bağışlarla hem zenginleşmiş, hem de yönetimi sağlam temellere oturtulmuştur. Medresenin ihtiyacı üzerine 1805’te 350 kitap satın alarak kütüphaneye bağışlayan mütevelli Mehmed Âsım Bey, yeni gelir kaynakları göstermiş; ayrıca kütüphane ihtiyaçları ve personel ücretleri için nakit de ayırmıştır. Kütüphanede aileden dört kişinin bağış koleksiyonu bulunmaktadır. Bunlar Köprülü Mehmed Paşa, Fazıl Ahmed Paşa, Hacı (Hafız) Ahmed Paşa , Mehmed Âsım Bey koleksiyonlarıdır. Devrinde 2000’in üstünde yazma kitapla kurulan kütüphanenin kitap sayısı gelen yeni yayınlarla 6000‘ne ulaşınca yer darlığı sebebi ile 1982’den sonra yeni yayınlarla bir kısım diğer kitaplar Gökçeada Halk Kütüphanesi ve Süleymaniye Kütüphanesine devredilmiştir. Günümüzde Köprülü Kütüphanesinin bünyesinde 2706 yazma ve 100 basma kitap bulunmaktadır. Arapça, Farsça ve Türkçe yazmaların arasında müelliflerinin kendi el yazıları ile yazılmış çok eski tarihli yazmalar , İbrahim Müteferrika’nın bastığı kitapların hemen tümü ve eski su yolları haritaları yer almaktadır. Yazmaların konuları çeşitli olup daha çok din, tarih , tıp ve musiki konularında eserler yer almaktadır. Yazma ve basmalar için ayrı olarak hazırlanmış alfabetik (yazar, kitap) ve İslâm Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) tarafından hazırlanan üç ciltlik Arapça baskılar katalogu mevcuttur. Kütüphaneye başvurular doğrudan yapılabilmekte; mikrofilm, fotoğraf türü istekler Süleymaniye Kütüphanesi’nde karşılanmaktadır. Kütüphane Pazar ve pazartesi günleri kapalı, diğer günler iş saatlerinde açıktır. 1656-1710 arasında 6 sadrazam yetiştirmiş Köprülü ailesinin sonraki bireyleri, taşra yönetiminde ve diplomaside görevler almakla birlikte başlangıçtaki etkinliğini bir daha elde edememişlerdir. Köprülü ailesinin sadrazamlarının her biri adına İstanbul’da yapılmış cami, han, kütüphane, mektep, yalı, türbe, çeşme vb. eserler bulunmaktadır. Yakın tarihimizde ise 20.yy’da ünlü Edebiyat tarihçisi ve siyaset adamı Fuad Köprülü (1890-1966) de 1950-1957 arasında İstanbul milletvekili ve dışişleri bakanı olarak Köprülülerin tarihsel kimliğini temsil etmiştir. Fuad Köprülü’nün sahip olduğu zengin kitaplığının büyük bir kısmı bu gün Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesinde araştırmacıların hizmetindedir.
Gazi İskender AKDOĞU Temmuz 2003
Yapı Kredi Kültür Sanat
Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi
Bülteni sayı: 10’da yayınlanmıştır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
KOCA RAGIP PAŞA KÜTÜPHANESİ
18/1/2008 · Kategori: Tarih
Çizim: Gazi İskender Akdoğu
KOCA RAGIP PAŞA KÜTÜPHANESİ
İstanbul’un Laleli semtinde Beyazıt’tan Aksaray’a inerken İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi karşısında, bugün dükkânlar arasına sıkışmış tonoz kemerli bir kapı gözümüze çarpar. Kapısının üzerinde eski yazıyla celi sülüs biçiminde ‘Fiha Kütübün Kayyime’ (Burada kıymetli kitaplar vardır.) yazılıdır. Bu özgün kütüphane binası 18.yüzyıl Osmanlı mimarisinin tipik örneklerinden Koca Ragıp Paşa Kütüphanesi’dir. 1699’da İstanbul’da doğan Koca Ragıp Paşa Defterhane kâtiplerinden Şevki Mehmet efendi’nin oğludur. Eğitimini bitirince, babası gibi Defterhane’ye kâtip olarak atanmış, daha sonra imparatorluğun önemli merkezlerinde üst düzey bürokrat olarak hizmetler vermiş. Sadaret mektupçuluğundan sadarete, daha sonra Mısır Valiliğine atanmış ve 20 mart 1757’de İstanbul’a çağrılarak padişah III. Osman tarafından Sadrazam yapılmıştır. Son olarak aldığı bu paye ile Sultan III.Osman ve III. Mustafa dönemlerinde altı buçuk yıl kadar sadrazamlık görevini de başarı ile sürdürmüştür. Ragıp Paşa, devlet adamlığının yanı sıra Türkçe, Farsça ve Arapça şiirleri ile de ünlenmiştir. Kendisini tanımlayan tarihçiler onu, konuştuğu dili çok iyi kullanan usta bir şair, otoriter bir kumandan, geleceği gören üstün bir eğitimci ve uzman bir maliyeci olarak tanımlamışlardır. Devlet adamlığının yanında, iyi eğitim ve okumanın önemini de çok iyi bilen Ragıp Paşa, Laleli semtinde yangın geçirmiş bir arazi üzerinde içinde kütüphane, Sıbyan Mektebi, sebil, iki çeşme, türbe, hazire, dükkânlar, mahzenler ve tuvaletlerden oluşan bu külliyeyi inşa ettirmiştir. Kütüphanenin yapımına 10.Ağustos.1761’de başlanmış. Ancak Külliye 2.Mart.1763’de Ragıp Paşa’nın vefatından sonra, daha önceden düzenlenmiş vakfiye koşullarına uygun olarak hizmete açılmıştır. Mimarı Mehmet Tahir Ağa’dır. Kütüphaneye ulaşmak için, caddeye bakan tonoz kemerli dehlizden geçilerek avluya girilir. Birdenbire kendinizi, Laleli’nin o gürültülü ortamından uzakta, 18.yüzyıldan kalma bir Osmanlı yapılar topluluğunun ahenkli güzellikleri içinde bulursunuz. Tonoz kemerli girişin bulunduğu caddeye bakan ilk bina 1954’e kadar Sıbyan Mektebi, daha sonra İl Halk Kütüphanesi’ne bağlı Çocuk Kütüphanesi olarak kullanılmıştır. 1999 depreminden bu yana onarım dolayısı ile kapalıdır. Dikdörtgen planlı mekân bir büyük, yedi küçük tonoz biçimli kubbe ile örtülüdür. Avluya ve caddeye bakan altışar camı ile günün her saati aydınlık olan , 90 kişilik okuma salonu bulunmaktadır. Merdivenlerden inip tekrar avluya çıkarak asıl kütüphane binasına ulaşmak için adımladığımızda sağımızda bir çeşme, solumuzda ise 8. Nisan.1763’de vefat eden Koca Ragıp Paşa ve yakınlarına ait mezarlarla karşılaşırız. Avlunun güneyinde tam karşınızda bodrum katı üzerine inşa edilmiş asıl binaya iki yandan basamaklarla çıkılan küçük bir kubbe ile örtülü revaktan geçilerek girilir. Soldaki Camekânlı bölme, eskiden mescit olarak kullanılan müdür odasıdır. Sağdaki ise öteki görevliler için ayrılmıştır. Mermer söveli ve mermer kemerli asıl giriş kapısı kündekâri bir işçilikle süslüdür. Kütüphane binası kenarları
Gazi İskender AKDOĞU Ocak 2004
Yapı Kredi Kültür Sanat
Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi
Bülteni sayı: 12’de yayınlanmıştır.
Hürriyet, Gösteri, Sanat ve Kültür Dergisi
Sayı:269’da Nisan 2005’de (kısmen)
yayınlanmıştır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
TOPKAPI SARAYI III. AHMED KÜTÜPHANESİ
18/1/2008 · Kategori: Tarih
Çizim: Gazi İskender Akdoğu 2003
TOPKAPI SARAYI III. AHMED KÜTÜPHANESİ
Çoğumuz Topkapı Sarayı’nı gezmişizdir. Sarayın üçüncü avlusunda, Arz Odası’nın önünde,dıştan sade bir güzelliğe sahip, içi tipik Lale Devri yapısı bir bina karşılar bizi. Bu müstakil bina görkemli ve ince tasarımları ile Osmanlı kütüphane mimarisinin şaheserlerinden sayılan III. Ahmed Kütüphanesi’dir. Sarayda dağınık bir halde bulunan kitapları bir çatı altında toplamak isteyen III. Ahmed, Mimar Sinan’ın II.Selim döneminde yaptığı Havuz Köşkü’nü yıktırıp yerine bu kütüphaneyi yaptırmıştır. Kütüphanenin bir diğer adı da Enderun Kitaplığı’dır. Binanın Şehremini Bekir Ağa eli ile yapıldığı arşiv kayıtlarında yer almaktadır. Kütüphanenin vakfiyesi Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından düzenlenmiş ve açılış töreni 24 ikinci teşrin 1719 (10 muharrem 1132) bir huzur dersi ile yapılmıştı. Törene başta Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa bulunmak üzere tüm devlet erkânı, Şeyhülislam ve kibar ulema davet edilmişti. İki yüz akçe yevmiye ile kütüphane muallimi tayin edilen Üsküdar kadılığından mazul Selim Efendi, karşısında diz çöken Enderun-ı Hümayun’dan birkaç çocuğa fatiha sûresini okutmuş, kendisi de bu sûreyi tefsir etmişti. Duadan sonra III. Ahmed davetlilerine birer samur kürk hediye etmişti. Kütüphane 235x18 metre bir alana, kitapların nemden korunması amacı ile hava cereyanlı bir bodrum katı üzerine kurulmuştur. Merkezde bir kubbe, bunun arka ve iki yanında birer tekne kubbe, önünde (giriş üstü) üç ufak kubbe bulunmaktadır. Üstleri kurşun kaplı kubbelerin lale, nar şekillerinde bakır âlemleri son derece nadir bulunan âlemlerdir. Kütüphaneye ön cepheden iki taraflı mermer merdiven ile girilmektedir. Merdivenlerden çıkılınca istalaktitli başlıklı dört sütunun taşıdığı sivri kemerlerle çevrilmiş üzeri üç kubbeli bir sahanlığa girilir. Tam ortada fildişi ve bağa ile bezenmiş kapının üzerinde binanın yapılış tarihini gösteren kitabe yer alır. Kapının tam karşısında ufak bir çeşme ve merdiven sahanlığının önünde, aynaları istalaktitler ve lalelerle bezenmiş olan bir çeşme daha vardır. Binaya girilince; önceden tahmin edilemeyecek bir güzellikle karşı karşıya kalırız. Binanın ölçüleri, mermer işçilikleri, alçı kabartmaları, çinileri, alçı camları, sedef ve bağa işleri, kullanılan renkler, taşıdığı kitabelerle birlikte her şey tam bir Lale Devri inceliğini yansıtmaktadır. Kitaplığın merkez kubbesi, altı tam ve dört yarım sütuna oturtulmuştur. Yüksek kubbenin içi, göbekten başlayarak kısım kısım kabartma alçı motiflerle bezenmiştir. Bunlar istalaktitlerle köşe uçlarına kadar yayılmakta ve serpilmektedir. Tekne şeklinde ki yan kubbelerin ortasındaki girintinin içi yine kabartma alçı motiflerle bezenmiş ve yanlarda beyzi madalyonlar, bordürler ve istalaktitler duvar çinilerine bağlanmıştır. Merkez tonozu ise panolara ayrılmıştır.her birinin içi, vazolardan çıkmış lâleler, güller, karanfiller, yüksek alçı kabartma olarak bezenmiş ve kalan kısımların içindeki çiçek ve yapraklar tatlı sarı renge boyanarak sadelik içinde bir ahenk yaratılmıştır. Bu kısmın Hadîsi şerif okunmasına mahsus olduğunu, duvarda asılı bulunan ve III. Ahmed tarafından yazılmış güzel bir levha göstermektedir. Meşrutiyet Devri’ne kadar Salı günleri buradaki sedirlere kırmızı ehramlar serilir, vazife sahibi hoca efendiler Enderun memurları karşısında takrirlerini yaparlardı. Bu okuma yerinin önündeki kemeri, çok güzel istalaktitlerle işlenmiş ve uçarlı laleli başlıkları taşıyan sütunlar tutmaktadır. Kütüphanenin duvarları 16, yüzyılın en güzel çini örneklerini oluşturur. Bu çinilerin Boğaziçi’nde Kara Mustafa paşa yalısından sökülerek getirildiğini yine arşiv malzemelerinden anlıyoruz. Alçı pencereler kitaplığa uygun bir ışık verecek şekilde yapılmıştır. Kapı ve pencere kanatları fildişi işlemelidir. Bugün tam olarak bilemediğimiz bir nokta ise kitap dolaplarıdır. Kütüphanenin yanında ayrı bölmelerde bulunan ikişer camekân 20. yüzyıl işidir. Bunların sabit rafları, kitap boylarına göre ayarlamak üzere tadil edilmiştir. Ancak araştırmalar burada eskiden ağaç oyma ve altın yaldızlı ine telli kitap dolaplarının bulunmuş olabileceğini göstermektedir. Bunlar zamanla eskimiş ve maalesef yerlerine yeni dolaplar konularak özgünlüğü bozulmuştur. III Ahmed Kütüphanesi’nde 20 konuya taksim edilmiş 4364 cilt kitap bulunmaktaydı; bunların 29’u murakka, 13’ü basma kitap, 115 cildi de Yunanca, Latince, İbranice, Slavca ve başka dillerde eserler idi. Günümüzde Topkapı Sarayı Müze Müdürlüğü bünyesinde bulunan III. Ahmed Kütüphanesinin dermesi Saray kütüphanesine devredilmiştir.
Gazi İskender AKDOĞU Ekim 2003
Yapı Kredi Kültür Sanat
Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi
Bülteni sayı: 11’de yayınlanmıştır.
Akşam Gazetesi Kitap Dergisi sayı:95’de
29.Mart.2004’de yayınlanmıştır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::




